Cumhuriyetimizin 92.yıl kutlamalarında ilk defa İstanbul dışında oldum.  Son birkaç yıldır ya Bağdat Caddesindeki  kutlamalara katılmış oluyordum, ya da Boğazdaki havai fişek gösterilerini fotoğraflıyor oluyordum. Artık İstanbul’da yaşamadığım için küçük bir yerde Cumhuriyet Bayramı nasıl kutlanıyor merak etmeye başladım.

 

Açıkçası biraz hayal kırıklığına uğrayacağımı düşünüyordum. Elbette ki ülkemizin her yerinde olduğu gibi burada da coşku ile kutlanacak, ama büyük şehirlerdeki imkanlar olmadığı için daha sönük geçeceğini sanıyordum.

 

Bayramdan sonra yazı ve fotoğraflarımı dergiye gönderebilmek için çok kısıtlı bir zamanım kalacaktı. Ve kutlamalar sönük geçer, fotoğraf çekemezsem sayfam için yazı yazmaya bir yere gidecek vaktim kalmayacaktı.

 

Cumhuriyet Bayramımıza bir hafta kala tam da ben bunları düşünürken belediye megafonlarından anonslar geçmeye başladı. “28 Ekim Çarşamba günü Atatürk Meydanı’nda çelenk koyma töreni düzenlenecektir” diye. Acaba sönük mü geçecek derken, etkinlikler bir gün evvelden başlayacaktı.

 

Henüz ayın 28’i olmadan meydan Atatürk posterleri ve Türk bayrakları ile süslenmişti. Bayram arifesinde ise anonslarda söylendiği gibi saat 13.00’te Atatürk meydanında toplanılmaya başlandı. Ufak bir konuşmanın ardından iki siyasi parti ile birkaç vakıf ve dernek  Atatürk heykeline çelenk bıraktılar. Bu esnada, birkaç kişinin de ellerinde çiçekler ile gelip, çiçeklerini heykele bıraktıklarını görünce gerçekten çok mutlu oldum.

 

Şehitlerimiz için saygı duruşu ve İstiklal Marşımızın okunmasının ardından törene katılan siyasi partilerden bir tanesi herkese aşure dağıttı. Yaklaşık 1 saat süren etkinlikten sonra herkes ertesi sabah yine aynı yerde buluşmak üzere ayrıldılar.

 

29 Ekim sabahı yine Atatürk meydanında toplanan elleri bayraklı kalabalık sade bir tören ile konuşmacıları dinleyip yine saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşının ardından ayrıldılar. Ve tekrardan belediye anonsları başladı. Saat 19.00 da Turgutreis’in girişi olan Akçaalan’dan fener alayı ile Atatürk Meydanına yürüyüş gerçekleşecekti.

 

Ve saat 19.00 da Akçaalan’da toplanan kalabalık, en önde Jandarma aracı eşliğinde yürüyüşe başladı. Jandarma aracı siren öttürüyor, ellerinde bayraklarla yüzlerce kişide marş söyleyerek eşlik ediyorlardı. Meydana doğru geldikçe kalabalık artıyor, davulcu ve zurnacılarda yürüyüşe dahil oluyorlardı.

 

Atatürk heykelinin karşısında toplanıldığında ise İstiklal Marşımız tekrardan coşku ile söylendi. Açılan dev bayraklar etrafında marşlar söylenip sloganlar atıldıktan sonra beni oldukça hayrete düşüren bir şey oldu. Davulcu ve zurnacılar ortaya geçip çalmaya başladıkça tüm katılımcılar zeybek oynamaya başladı. Buraya taşındığımdan beri sokaklarda yapılan düğünler sayesinde oldukça sık duymaya başladığım bu müziği, böylesine kalabalık ve böylesine coşkuyla görüp dinlemek inanılmaz güzeldi.

 

Yaklaşık 2 saat yapılan eğlenceden sonra İstanbul’daki törenler ile kıyaslama yapmaya çalıştım. İstanbul o kadar büyük ki, Bağdat caddesinde olsan boğazdakini kaçırıyorsun, Boğazda olsan Taksimdekini kaçırıyorsun, Taksimde olsan Bağdat caddesindeki yürüyüşe katılamadığına üzülüyorsun. Burası tabi ki İstanbuldakiler kadar büyük bir kutlama yapamadı. Nüfusa göre yine oldukça fazla olan bir kalabalık, ama çok samimi bir kutlama vardı. İnsanlar dans ediyor, birbirlerini ellerini sıkıp Cumhuriyet bayramını tebrik ediyorlardı. Şort-tişört ile katılan da vardı, Kırmızı beyaz giysiler giyenler de vardı, en güzel kıyafetlerini giyenler de vardı.

 

Ben Turgutreiste böyle bir Cumhuriyet Bayramı kutlamaktan çok memnun oldum. Dilerim ilelebet ülkemizin her yerinde ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet, her yeni yıl artan bir coşku ile kutlanmaya devam eder.

 

Bu vesile ile tekrardan hepinizin Cumhuriyet Bayramını kutlarım.