Güney Avrupalıların “Dragut rais” diye bildikleri, tahminen 1485-1565 yılları arasında yaşamış olan büyük denizcinin doğduğu topraklara isminin verildiği Bodrum ilçesinin  beldesi Turgutreis’teyiz. Eski ismi Karatoprak olan belde 18.500 nüfusu ile Bodrum’un en kalabalık beldesi ünvanını da bulundurmaktadır.

 

Şimdiye kadar hep sonbahar aylarında gittiğim Turgutreis’e bu sefer yılın ilk günlerini karşılamak üzere kışın gittim. Bu aylar da tenha mı, kalabalık mı,  hava soğuk mu? Soğuksa ne kadar soğuk? Bunları pek de düşünmeden yanıma kalınca kıyafetler alarak yola koyuldum.

 

İstanbul dan ayrılırken hava bir hayli kötüydü. Fakat Turgutreis’e vardığımızda fazlaca üşütmeyen bir soğuk vardı. Merkezden 3 km uzaktaki kalacağım yere giderken çok şiddetli bir yağmur başladı. Bir müddet durup güneş açsa da akşama doğru tekrar şiddetlendi. Yıldırım fotoğrafı çekmek için oldukça müsait olsa da hem yol yorgunluğu hem de kadraj için herhangi bir araştırma yapamadığım için ileriki  günlere erteledim.

 

Ertesi gün müthiş güzel bulutlar gökyüzünü şenlendiriyordu. Sırt çantamı aldığım gibi sahilden Turgutreis’e doğru yürüyüş yaptım. Hemen hemen sahildeki tüm otellerde inşaat çalışmaları vardı. Kamyonları, vinçleri, kepçeleri oralarda görmeye alışık olmadığımız için bir hayli yadırgadım. Yaz ayların da inşaat yasağı olduğu için ne yapılacaksa kış aylarında yapılıyordu.

 

Bomboş sahilde üzerinde ki tahtaları sökülmüş iskeleleri fotoğraflar iken Turgutreis’te sel olduğuna dair bir telefon aldım. Merkeze vardığımda itfaiye araçlarının sokaklardaki çamura tazyikli su sıktıklarını gördüm. Akyarlar tarafına doğru görüntü biraz daha kötüydü. Yolun üst tarafından akan çamur olduğu gibi bodrum katlara dolmuştu. Masmavi görmeye alışık olduğum denizin de kahverengi görüntüsü gerçekten üzücüydü.

 

Daha evvel böyle bir durumla hiç karşılaşmadığım için karşılaştırma yapamayacağım fakat Belediye ve itfaiye ekipleri öylesine çok çalıştılar ki 2 gün içerisinde tüm yollar tertemiz oldu. Hatta kalan zamanda yılbaşı kutlamaları için hazırlık bile yapmışlar.

 

Güneş olduğu vakit  hava çok fazla soğuk değildi. Fakat hava karardıktan sonra ya da güneş büyük bir bulutun arkasına girdiği anda sıcaklık bir anda düşüyordu. Turgutreis’in her zamanki rüzgarlı havası, kışın daha da şiddetleniyor.

 

Kalabalık konusunda ise sonbahardan neredeyse hiçbir farkı yok. Hatta öyle ki, güneş batmaya yakın sahildeki meşhur çay bahçesinde cafe-barlarda yer bulmak zor. Çünkü her zaman ki gibi burada güneş yine muhteşem batıyor.

 

Yılbaşı günü gördüğüm bütün mekanlarda akşam için hazırlıklar yapılıyordu.  Bende onlarca kiloluk sırt çantamdan kurtulup daha ufak bir ekipmanla tekrar gelmek üzere kaldığım yere geri döndüm. Fakat Kos adasına düşen yıldırımları görünce, fotoğraflamak için bir iskele üzerinde 23.00 e kadar çalıştım. Ardından yıldırımları feda ederek merkez’e tekrar döndüm.

 

Yeni yıla yaklaşık 15 dakika kala insanlar meydan da toplanmaya başladı. Bir hayli kalabalık olduktan sonra saat tam 12 yi gösterdiğinde ardı ardına havai fişekler patlamaya başladı. Büyük bir sevinç ve coşku ile yeni yılın ilk dakikalarını Turgutreis’te karşılamış olduk.

 

Cumartesi günleri Turgutreis meydanında kurulan Pazar çevre beldelerden de rağbet  görüyor. Özellikle yaz aylarında turistlerin de büyük bir ilgisini çekiyor. 2 bölüm halinde olan pazarın bir bölümünde yiyecek, diğer bölümünde ise giyecek satılıyor. Ve tahmin edileceği gibi en ucuz yiyecek mandalina. Akşam saatinde uğradığım da 2 kilosu 50 kuruşa kadar düşmüştü fiyatı. Gerçi hemen hemen her yerde mandalina ağaçları karşınıza çıkıyor. Dalından koparıp yemek gerçekten çok lezzetli.

 

20 km uzaklıkta bulunan Bodrum’a ve Bodrum’dan Turgutreis ‘e gece 12 ye kadar her 20 dakika da bir minibüs hareket ediyor. Gümüşlük’e ise gece 21.00’e kadar 30 dakika da bir minibüs mevcut.

 

Turgutreis yine güzel, yine rüzgarlı, güneş yine muhteşem batıyor. Sonbahardan tek farkı hava erken kararıyor. Yola çıkmadan evvel ne ile karşılaşacağımı bilmiyordum, fakat gerçekten çok keyifli ve bir hayli verimli bir gezi geçirmiş oldum.

 

4 mevsim Turgutreis’i görüp gezdim. Her mevsimde de ayrı bir güzellik, ayrı bir keyif var. Turgutreis, sadece tatil için değil, buraya yerleşip sürekli yaşamak için de oldukça ideal bir yer.