Bu ay ki, gezimizde İstanbul’dan uzaklaşmıyoruz. Hatta İstanbul’un göbeğinde, Hasköy’de 27bin metrekarelik alana yayılmış ve 3 ana bölümden oluşan Rahmi Koç müzesine gidiyoruz. Merkezi bir noktada olduğu için ulaşım rahat ve kolay. Birçok toplu taşıma aracı müzenin hemen önünden geçiyor. Özel araba ile gidildiğinde ise 110 araçlık otopark misafirler için oldukça yeterli.

 

1994 yılından beri ziyarete açık olan müze 3 ana bölümden oluşuyor. Tarihi Lengerhane binası, tarihi Hasköy tersanesi ve açık hava sergileme alanı.

 

Pazartesi günleri kapalı olan müzenin giriş ücreti 12.5 lira. Denizaltını gezmek için ise ayrıca 7 lira daha vermek gerekiyor.

 

Aracımızı otopark’a bıraktıktan sonra, turumuza Erdoğan Gönül Galerisi’nden başlıyoruz. Yemek, kokteyl ve davet organizasyonları da yapılan salon da ayrıca otomobillerde sergilenmekte. Harry potter’in uçan arabasından, Cem Yılmaz’a reklamlarda arkadaşlık yapan “Git”e, Madlen Buharlı otomobilden 1922 model itfaiye aracına kadar bir çok otomobili görmek mümkün.

 

Müzenin açık alanlarında gezerken birkaç dükkan gözümüze çarpıyor. İçerisinde dükkan sahibi ile birlikte müşterilerini bekleyen Eczane, Saatçi ve oyuncakçı gerçeğine o kadar benzerlikte yapılmış ki, Kendinizi bir an o dönemde yaşıyor hissediyorsunuz.

 

Zeytinyağı fabrikasını gezerken, basacağınız bir düğme ile birlikte makinelerin çalışıp zeytinyağının nasıl yapıldığına tanıklık ediyorsunuz.

 

1936 yılına ait Buharlı gemi ile yaklaşık 30 dakika süren Haliç turu yapmak mümkün. Böylece müzeyi deniz üzerinden de farklı bir göz ile görmekte mümkün oluyor.

 

Nostaljik tren turumuzu da yaptıktan sonra demiryolu ulaşımı ile ilgili olan bölümü geziyoruz. Burada atlı tramvaydan saltanat vagonuna kadar pek çok lokomotifi de görmemiz mümkün.

 

Havacılık sektörü ile müzenin çeşitli yerlerinde uçaklarla karşılaşıyoruz. Bunlardan “Douglas DC-3 Dakota modelinin içine binip uçuş sırasındaki kaptanların konuşmalarını duyabiliyorsunuz. Ama müze genelinde beni en çok etkileyen “B-24 Liberator Hadley’s Harem uçak enkazı oldu. 1943’te Kıbrıstaki İngiliz üssüne inmeye çalışan, fakat Antalya yakınların da denize mecburi iniş yapan uçak, 1995 yılında çıkarılarak ve kısmen  restore edilerek sergileniyor.

 

 
Müze denildiği zaman benim aklıma nedense hep çok eski tarih gelir. Fakat Rahmi Koç müzesinde gezerken kendimizden de çok şey bulmak mümkün. Aile büyüklerinin kullandığı fotoğraf makinesini görmek, ilk çıkan cep telefonunu görmek, mahallenizdeki bir büyüğün eski arabasını görmek insanları gerçekten mutlu ediyor.

Müzeyi gezmek için koca bir gün neredeyse yetmiyor. Etrafı hayran hayran izleyip dinlenmek için Fenerbahçe vapurunda çay içmek keyfimize keyif katıyor.