Oops! It appears that you have disabled your Javascript. In order for you to see this page as it is meant to appear, we ask that you please re-enable your Javascript!

Kumzambağı

Yaz sıcakları bitip, havalar biraz serinlemeye başladıktan sonra hemen hemen her gün spor niyeti ile bisikletime atlayıp sahil boyunca sürüş yapıyordum. Rotamı bir gün Gümüşlük tarafına, bir gün de Akyarlar tarafına olacak şekilde ayarladım. Tabi ki ham vücudunda etkisi ile birkaç yerde mola verme ihtiyacı duyuyordum.

Akyarlar rotasını yaparken hem dinlenmek hem de denize girip biraz serinlemek için mola yerimi Turgutreis-Akyarlar arasındaki deniz fenerinin oradaki plajı seçtim. Daha öncesinde defalarca geldiğim, bir çok fotoğrafını çektiğim 1931 yılında Fransızlar tarafından yapılmış olan bu tarihi fenerin ismi Hüseyin Burnu Feneri. Bir başka özelliği de, fener’in bulunduğu yer yarımadanın Kos adası’na en yakın bölgesiymiş.

Hüseyin Burnu fenerinin yanından bisikletim ile plaja inerken 2metreye 5 metre kadar demir parmaklıklar ile  çevrilmiş bir alan gördüm. Merakla ve hızlıca oraya giderek içeri baktım fakat hiçbir anlam veremedim. Ta ki parmaklıklar üzerinde bulunan tabeladaki  “Kum Zambağı, Koparmayınız” uyarısını görünce anladım. Ayrıca tabelada “2872 sayılı kanunun 9.maddesinin a bendinde belirtilen hususlara aykırı olarak biyolojik çeşitliliği tahrip edenlere 48.625 TL para cezası uygulanacaktır” açıklaması ile birlikte değerli bir bitki olduğunu öğrendim.

Oldukça merakımı cezp etti ve bu konu ile ilgili yazı hazırlamaya karar verdim. Fakat tabelanın üzerinde bulunan örnek çiçek fotoğrafı ile parmaklıkların arasında bulunan bitkiler arasında hiçbir benzerlik  yoktu. Yoksa çiçeği kopardılar mı acaba diye düşünmeye başlayıp, o heyecan ile denize girmekten vazgeçip eve dönüp çiçeği araştırmak istedim. Plajdan yukarı çıkıp fenerin yanından geçerken orada da çok daha büyük bir alanın parmaklıklar çevrildiğini ve aynı tabelanın orada da olduğunu gördüm. Ama yine benzer çiçek göremiyordum.

Eve gelip araştırdığımda, Kum zambağının dünya genelinde neslinin tükenmekte olduğu, Akdeniz ve Güney karadeniz’de kumul alanlarda daha çok yetiştiği ve Türkiye’de bulunan  zambakların ülke dışına çıkartılmasının suç olduğunu öğrendim.

Yaklaşık 40-45 cm boyunda ve 3-15 çiçekli bu bitkinin çiçeklenme zamanı Ağustos ve Ekim ayları arasıymış. Maalesef tabeladaki gibi fotoğraflamak için geç kalmıştım. Ama yazıyı yazmak için önümüzdeki seneyi beklemeyi göze alamazdım. Çünkü demir parmaklıklar ile çevrilmiş bu alandaki çöp yığınlarını, mangal için hazırlanmış taşları ve külleri görünce belki seneye bu hali ile bile görüp fotoğraflamak  için geç kalmış olacağım.

Yine de bir umut çiçeklenir belki diye haftada 2-3 kez Hüseyin Burnu’na gittim. İşin gerçeği aslında o bölgeye gitmeyi hiç istemiyorum. Bunun nedeni ise buraya yeni taşındığımız zamanlarda orada gerçekleşen bir olay, oradan her geçişimde içimi cızlatıyordu.

Evet bu nesli tükenmekte olan kum zambağının yetiştiği kumsal,  2 Eylül 2015 tarihinde tüm dünyayı etkisi altına alan Aylan Kurdi bebeğin minik cansız bedeninin sahile vurduğu yer. Yazımın başında da söylediğim gibi bu bölge Kos adasına en yakın yer. Ve maalesef göçmenler bu sahil ve çevresinden ufacık botlara binerek karşı adaya geçmeye çalışıyorlar. Ada çok yakın olsa da, denizin hırçınlığı ve hava karardıktan sonra gittikleri için bu tarz vakalar gerçekleşiyor. Sayılar azalsa da halen gitmeye çalışanlar mevcut.

Ben, o fotoğrafın çekildiğin gün orada değildim, gözümle görmedim. Ama fotoğraf aklıma o kadar çok işledi ki, oradan ne zaman geçsem o fotoğrafı görüyorum. Bugün zambağı fotoğraflamaya gittiğimde sahilde benden başka kimse yoktu. Sahili bu şekilde hatırlamak, o fotoğrafı bu şekilde düşünmek istediğim için boş kumsalın fotoğraflarını çektim. Bu ve benzeri tüm sahillerde çocuklar kumdan kaleler yapsın, kollukları ile deniz girsin, koşsunlar, oynasınlar. Büyüklerin ego ve kibirleri yüzünden, çocuklar hatırlamak istemediğimiz fotoğraflarda yer almasınlar.