Gezi yazısı hazırlamak için yaptığım seyahatlerde bazen kısa ya da uzun süreli konaklama yapıyorum. Konaklama yaptığım yerlerde de geceleri mutlaka fotoğraf çekiyorum. Fakat yazı için fotoğraf ayırırken daha çok tanıtıcı fotoğraflar seçip gece fotoğraflarını da es geçiyorum. Bir taraftan da yazılarımda bunları paylaşamadığım için üzüntü duyuyorum. O yüzden bende sayfamda bu ay gece fotoğraflarına ve fotoğraflar ile ilgili küçük notlara yer veriyorum.

 

İzmit-Yuvacık, gece fotoğrafları için vazgeçemediğim bir yer. Hem şehir ışıklarından uzak oluşu, hem de İstanbul’a yakınlığından dolayı sıklıkla tercih ediyorum. Ay olmadığı geceler İzmit’te yaşayan arkadaşlarımdan gökyüzünde bulut olup olmadığını öğrenip alelacele evden çıkıp doğruca Yuvacık’a gidiyorum. Genelde bu kadrajın tam ters tarafını kadraj yapıp, diğer yıldızların Polaris çevresindeki dönüşünü fotoğraflarım. Ama o gün Samanyolu öylesine güzel görünüyordu ki , fotoğraflamamak elde değildi. (Foto 1)

 

Şile’de İzmit gibi bana oldukça yakın bir yer. Yeni fotoğraf çekmeye başladığım zamanlarda, bir fotoğrafçı arkadaşım ile birlikte heveslenip Şile’ye yıldız fotoğrafı çekmeye gittik. Yolda durup gökyüzüne bakıyoruz ve gördüğümüz yıldızlardan dolayı çok heyecanlanıyorduk. Kafamda Yel değirmeni ile birlikte bir çok kadraj canlanıyordu. Fakat Şile’ye yaklaştıkça hiç hesaba katmadığımız gerçek ile yüzleştik. Türkiye’nin en büyük deniz feneri, gökyüzünü yıldızları göremeyeceğimiz kadar aydınlatıyordu. Hayal kırıklığımız ile birlikte Şile’den uzaklaşırken terk edilmiş bir ev gördük. Fenerin ışığı artık çok etkilemese de bu sefer de hava bulutlanmaya başlıyordu. Ama o kadar yol gelmişken bir fotoğraf çekmeliydik. Ve zamanla yarışarak bulutlar daha da fazlalaşmadan hem bulutlu hem yıldızlı bir fotoğraf elde etmiştik. (Foto 2)

 

Yine deniz feneri olan yine Karadeniz kıyılarında olan fakat Asya kıtasında değil de, Avrupa kıtasında bulunan Karaburun’a gittik. Aslında Karaburun’da yıldız fotoğraflamak gibi bir niyetimiz yoktu. Sahil köyünü gezeceğiz, fotoğraflayacağız, notlarımızı alacağız ve geri döneceğiz. Fakat orada yaşayan bir arkadaşımızın daveti üzerine bir gece önceden gidip taze palamutlarımızı yiyip, sohbet muhabbet edip orada kalacağız ve ertesi gün çekimlerimizi yapacaktık. Gökyüzü de çekim için uygun olunca, arkadaşların tavsiyesi ile fotoğraf çekmek için plaja gittik. Fenerin ışığı, güzel bir doğal aydınlatma oldu bizim için. Ama yine de fazla uzun süre pozlama yapmamıza izin vermedi. (Foto 3)

 

Gümüşlük yazısı için fotoğrafları çektikten sonra keyif zamanı diyerek gün batımında denize gittim. Eve gidip ekipman çantamı bırakmaya üşendiğim için 15 kilogramlık çantam ile birlikte plajın yolunu tuttum. Hava kararmaya başlarken havada bir anda bozmaya başlamıştı. Gökyüzünde ufak ufak flaşlar çakıyordu. Belki yıldırım fotoğrafı çekebilirim diye hemen iskele üzerinde kendime bir yer belirledim. Makinemi üçayak’a sabitleyip 30’ar saniyelik seri fotoğraf çekimine başladım. Bir müddet sonra bulutların benim olduğum yere doğru geldiğini ve yıldırımların ışığının fazlalaştığını fark ettim. Hem makinemde hem benim üzerimde ince yağmurluk vardı. Dolayısıyla yağmurun bize bir zararı dokunmayacaktı. Ama bir anda aşırı şiddetlenen rüzgar makinemin sabit durmasını engelliyor, hem de iskeleyi oldukça fazla sallıyordu. Yağmur da bardaktan boşanırcasına yağmaya başlayınca koşa koşa havuz başına korunaklı bir yere sığındım. Hazır güvenli bir yer bulmuşken elbette fotoğraf çekmeye devam ettim. Kadrajıma bir çok yıldırım giriyordu. Gayet mutluydum. Fakat bu çektiğim fotoğrafta gök öylesine bir gürledi ki, sanırım o çatırtı sesini hayatım boyunca unutmayacağım. (foto5)

 

Geçtiğimiz yaz Assos yazısını yazarken kendime 1 hafta da tatil ilan etmiştim. Tüm gün şezlonglarda yatıyor ve dinleniyordum. Artık fotoğraf çekme vakti gelmişti. Gündüz Behramkale’ye çıkarken gözüme burayı kestirip gece buradan fotoğraf çekmeliyim diye düşündüm. Cep telefonumda kullandığım bir uygulama sayesinde de Samanyolu’nun saat kaçta görüneceğini bilip o saatte çekim yerine gittim.  Tahmin ettiğim kadar zifiri karanlık olmasa da, Assos’dan hem Midilli’yi hem de Ayvalık’ı kadraja alarak Samanyolu pozlaması yapabildim. (foto6)

 

2012 yılındaki Perseid Meteor yağmurunda Düzce’nin Derdin köyüne gittik. Oradan da Yaylaya çıkarak en iyi görüş alanımızı belirledik. Ağustos 13 olmasına rağmen hayatımda hiç bu kadar üşüdüğümü hatırlamıyorum. Yaklaşık 8 saat hem fotoğraf çekip hem de meteorları izledik. Gökyüzü öylesine güzeldi ki üşüdüğümüze fazlasıyla değdi. (foto7)

 

Turgutreis’in en sevdiğim yerlerindendir Çatal adası. Burada manzara fotoğrafı çekerken genelde hep kadraja almaya çalışırım. Denizi de çok güzel olduğu için yaz aylarında önünde hep yatlar olur. Yat ışıklarının fotoğrafı bozacağını bildiğim için bu fotoğrafı çekmek için sezon sonunu bekledim. Her ne kadar ışık kirliliğinden dolayı Samanyolu çok iyi görünmese de, Çatal adası ile birlikte aynı kadraja almaktan büyük mutluluk duymuştum.  (foto8)

 

Henüz dergimize yazısını yazmadığım bir yer. Aslında niyetim gece gidip yıldız pozlamalarını yapıp ertesi günde civarı komple dolaşıp fotoğraf çekmekti. Ama öylesine büyük bir yer ki, o uykusuzlukla işimi iyi yapamayacağımı düşünüp daha müsait bir zamana ertelemek durumunda kaldım. Nereden mi bahsediyorum? Bafa Gölü’nden. Heraklia Kapıkırı köyünde çektiğim bu fotoğraf ile ilgili fazla bir şey yazmıyorum, kısa bir zaman sonra Heraklia’yı bol fotoğraflı ve detaylı bir yazı ile paylaşacağım.
(foto9)

 

Geçtiğimiz Kış Kadıkalesi’nde kalırken sahile inerken hep bu evin önünden geçerdim. Doğal Yoğunluk filtresi ile gündüz uzun bir pozlama yaptıysam da pek içime sinmedi. Bir gece Turgutreis’den kaldığım yere doğru yürürken yine bu evin önünden geçiyordum. Kafamı kaldırıp yukarı doğru baktığımda evin tam üstünde Orion takım yıldızını görebiliyordum. Aralık ayı olmasından dolayı civarda kimsecikler yoktu. Eğer fotoğraf çekeceksem en az 45 dakika burada kalmam gerekecekti. Ayrıca yabani otların da biraz içine girmem gerekecekti. İtiraf ediyorum, oldukça tırsarak çektiğim bir fotoğraf oldu. Ama çok beğendiğim fotoğraflarımdan bir tanesidir. (foto10)

 

Bildiğiniz gibi İstanbul’dan taşındım. Artık orada yaşamıyorum. Dolayısı ile eski evimin balkonundan çekmiş olduğum bir gece fotoğrafını da gezi fotoğrafları arasına koymamda bir sakınca olmayacağını düşünüyorum. Balkondan ya da evden çekilen fotoğraf sevmiyor olmama rağmen bu fotoğraf gözüme oldukça güzel görünüyor. Bu vesile ile de eski evim ve eski beton manzaram ile hasret gidermiş oluyorum. (foto11)