Bu ay ki gezimizi tarihi M.Ö.8. yüzyıla dayanan Karia antik kentlerinden Euromos’a yapıyoruz. Aslında benim içinde biraz sürpriz oldu bu gezi. Çünkü Nisan sayımızda yazıp fotoğraflamak için programımda Heraklia vardı ve oraya doğru yola çıkmış giderken, yol üzerinde görmüş olduğum kahverengi bir yol tabelası ile Euromos’ u yazmaya karar verdim.

 

Milas üzerinden Bafa’ya doğru giderken 12 km ilerde Euromos.  Karayolunun hemen yanında olduğu için araçla geçerken bile rahatlıkla görünebiliyor. Hatta öyle ki, yol yapım çalışmaları nedeniyle büyük bir tahribata uğramış.

 

Euromos, Yunanca’da güçlü anlamına gelmekteymiş. Denizden bir hayli uzak olmasına rağmen Atina’nın önderliğindeki Attiko-Delos deniz birliğinin bir üyesiymiş.

 

Kentte ilk gözümüze çarpan elbette MS 2.yüzyıla ait 17 adet sütundan  16’sı üst kirişleri ile birlikte hala ayakta duran Zeus Tapınağı. Bir diğer adı ile Zeus Lepsynos, kalıntıları günümüze kadar gelebilen, Anadolu’da ki en iyi korunan yarım düzine tapınaktan bir tanesiymiş. Tapınak alanında, Helenistik Döneme ait yüceltme amaçlı bir yazıt ele geçmiş ve tapınağın Zeus Lepsynos’a ait olduğunu ve tapınağın şehre hediye edilen ilk yapı olmadığı söylenmiş.

 

Zeus tapınağını gezip fotoğrafladıktan sonra antik tiyatroya doğru yola çıkıyoruz. Evet yola çıkıyoruz diyorum çünkü tiyatro, tapınağın yaklaşık 1 km. kuzeydoğusundaki tepenin çanak formlu yamacına inşa edilmiş. Kente ve Selimiye ovasına hakim bir konumda. Yaklaşık 2000 kişilik olduğu tahmin edilen tiyatronun bazı kısımlarında 4 bazı kısımlarında ise 5 basamağı görülebilmekte. Arazinin zaman içerisinde tarım arazisi olarak kullanılmasından dolayı basamakların içinde zeytin ağaçlarını görmek mümkün.

 

Evet , tiyatroyu da gezdikten sonra kara yoluna oldukça yakın olan Anıt Mezarlara gidiyoruz. Anıt mezarlar Euromos’un bilinen iki nekropolisi’nden biri olan Güney Nekropoliste yer almakta. Mezar kompleksi 7 odadan oluşmakta. Kazı çalışmaları sırasında ele geçen buluntular gerekse inşa tekniği bu anıt mezarın Roma döneminde inşa edildiğini göstermekteymiş.

 

Sırada halkın bir araya gelerek siyasal, ticari ve toplumsal işleri yapmanın yanı sıra dinlenebilecekleri, sohbet edebilecekleri  yaşam alanı için oldukça uygun olan Agora var. 95×83 m ölçüleri ile kareye yakın  dört tarafı stoalarla çevrili olan Agorada günümüze kadar korunarak gelmiş bir çok mimari kalıntı bulunmakta. Kara yolunun hemen yanında bulunan Agorada Stoadaki sütunlardan birinin üzerinde okunması güç oldukça uzun bir kitabe bulunmakta. Kitabede, Kallisthenos isimli bir kişinin şehre yaptığı mali yardımlar ve İasos kentiyle yapılan dostluk anlaşması yazılıymış.

 

Euromos gerçekten görülmeye değer bir antik kent. 1 ya da 2 saat içerisinde tamamını rahatlıkla dolaşabilirsiniz. Sanırım sezon olmadığı için biz gittiğimizde hiçbir görevli yoktu. Fakat görevli binası var ve giriş ücreti olarak 5 TL yazıyor.

 

Evet belki Heraklia gezimin bir günde bitmesine mani oldu ama gezip görmekten büyük keyif aldım. Hatta akşam üstü dönüşte tekrar uğrayıp, daha kontrollü bir ışıkta Zeus tapınağını tekrar fotoğrafladım. Sabah bizden ve birde koyunlarını otlatan bir çobandan başka kimse yoktu ama akşamüstü gittiğimizde yakın civardan hafta sonu pikniğine gelenler vardı. Özellikle araçları ile Bodrum’a tatile gelenler. Bafa Gölü’nde çayınızı kahvenizi içtikten sonra hem dinlenmeniz hem de bu güzel tarihi mimariyi görmeniz için vaktinizi ayırmanızı öneriyorum. Emin olun pişman olmayacaksınız.