Bu ay İstanbul’un incisi adalardan en büyüğü olan Büyükada’ya gidiyoruz. Fotoğraf makinemize 36’lık bir film takıp Bostancı’dan vapura biniyoruz. Bostancı dışında Kabataş ve Kadıköy iskelelerinden de Adalara gitmek mümkün.

 

5.4 kilometrekare yüz ölçümü ile İstanbul adalarının en büyüğü olan Büyükada’nın 7500 olan nüfusu yaz aylarında 30bine çıkıyor. Özellikle hafta sonları bu sayı çok daha fazla artıyor.

 

Vapurdan indikten sonra martıların çığlıkları ve faytonların sesi konuşmalarla karışsa da araba olmadığı için alışmadığımız bir sessizlik hissediyoruz. İstanbul’da arabaların arasında slalom yaparak yürüyen, kaldırımda yürürken yanımızdan süratlice geçen motosikletlerden kıvrakça kaçabilen bizler  nedense adalarda fayton altında kalma tehlikesi yaşıyoruz. Bu riski göze almak istemeyenler için faytona binmelerini öneriyorum. Adalar belediyesinin belirlediği fiyat tarifesine göre en yakın mesafe 7 liradan başlıyor. Küçük ada turu 60, büyük ada turu ise 70 lira.

 

Evliya adaları kesiş adaları- ruh adaları, cin adaları-Halka adaları, prens adaları-Kızıl adalar gibi tarihte bir çok isimle anılmışlardır. Roma ve Bizans dönemlerinde sürgüne gönderilen asiler ve prensler yüzünden En bilinen isim Prens adalarıdır.

 

Sokak aralarında gezerken yakın tarihe ait bir çok ahşap köşkte görmemiz mümkün. Adada özellikle tarihi dini yapılarda mevcuttur. Bunlardan en bilineni Aya İrini ve Aya yorgi manastırlarıdır. Hristiyan aleminin Meryem ana ile birlikte 2 haç noktasından biri olan Aya yorgi her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül’ de ziyaretçi akınına uğruyor.

 

Bu yıl kaybettiğimiz futbolumuzun ordinaryusu Lefter Küçükandonyadis’in ismini taşıyan Fenerbahçeli Lefter sokağı, en az martıları kadar çokça karşımıza çıkan kedileriyle, her nefeste mis gibi deniz kokan havasıyla Büyük ada….

 

Bir vapur uzaklığında, İstanbul’da ama İstanbul’dan çok farklı….