Bu ay ki gezimizi yine Bodrum’un güzel mahallerinden biri olan Dereköy’e yapıyoruz. 2012 yılına kadar Bodrum ilçesine bağlı bir köyken, 2012 yılında Muğla’nın büyükşehir olmasıyla birlikte mahalle statüsünü almış.  Bodrum’a uzaklığı 8 km uzaklıkta olan Dereköy, geçen sayımızda bahsetmiş olduğum Peksimet’in komşusu.

 

Dereköy’ün 800 senelik bir geçmişi varmış. 1000 kişilik nüfusunun içinde şimdilerde bir çok sanatçı var. Denize yaklaşık 5 km mesafede olmasına rağmen doğa ile daha iç içe olduğu ve diğer bodrum mahallerine benzemediği için tercih sebebi olduğunu düşünüyorum.

 

Eğer Bodrumdan Gümşülüğe Dereköy üzerinden gidecekseniz, o çok kısa süren mesafede bile hemen Dereköy’de olduğunuzu anlayacaksınız. Çünkü yolun her iki tarafında çok farklı atölyeler göreceksiniz. Mesela bir evin duvarına asılmış rengarenk sandalyeler , bir dükkan dolusu ve  her yere asılmış olan kabaklar, tahta meyhane, yine eski ama rengarenk kapılar ve rengarenk küpler sizi Dereköy’de olduğunuzu belli edecek.

 

Dereköy’e fotoğraf çekmeye gittiğimde kafamda daha farklı bir yazı vardı. Fakat Temmuz ayında gerçekleşen 2  farklı olay ile yazımın gidişatı mecburen değişmiş oldu.  Birincisi 21 Temmuz günü Bodrum’da yaşanan depremden sonra  Dereköy’de bulunan ve sadece kış aylarında yağmur sularının aktığı kurak dere yeniden akmaya başlamış. Çok uzun yıllardır bu mevsimde su akmayan dere, depremden sonra su akması ile özellikle Dereköy sakinlerini oldukça şaşkına çevirmiş.

 

İkinci olay ise 29 Temmuz sabahı üzerimizden geçen helikopterlerin sesi ile uyandım. Artık alışa gelmiş üzere olarak bir yerlerde yangın çıktığını anlıyorum. 2 helikopter ve 1 uçak  vardı. Yangın kadıkalesi’nde idi. Bende hemen makinemi alıp oraya doğru yola koyuldum. Sabahın erken saatlerinde çıkan yangın bir çok evi tehdit etmiş ve evlere çok yakın mesafede söndürülmüş.

 

Eve gelip fotoğrafları hazırladıktan sonra yine gökyüzünde çok fazla duman gördüm. Dumanın olduğu yere doğru bakınca bu sefer yanan bölgenin Dereköy olduğunu anladım. Tekrar makinemi alarak yola koyuldum. Kadıkalesindeki 2 tepenin tam arkasında bulunan Katı atık alanında çıkmış yangın. Dereköy’e bağlı olan bu çöplükte maalesef sürekli yangın çıkıyor. Rüzgarın da etkisi ile yangını kontrol altına almak bir hayli zor oldu itfaiyeciler için.

 

Dönüşe geçip fotoğrafları hazırlamayı düşünürken Muğla 911 Arama ve kurtarma ekibinden gelen teklif ile yangının merkezine kadar ilerledim.  İtfaiyeci ve ormancılara su, ayran sandviç gibi erzak götüren ekip beni de yanlarında götürdü. Hayatımda ilk defa böyle bir yangının içindeydim. Yaklaşık 15 dakika durmamıza rağmen bütün gece o zehir kokusu burnumdan çıkmadı. Her nefes aldığımda burnum yanıyordu.

 

Ertesi gün yangın kontrol altına alındı fakat ben satırları yazarken henüz söndürülememişti.  Bu ay ki Dereköy yazımda bu yüzden depremden sonra akmaya başlayan kurak dere ve Dereköydeki  çöplüğün yanması ile şekillendi.